Toplum Bilimleri ve Sosyal Psikoloji

Toplum Bilimlerine Giriş kitabının ilk yazımı 1975 yılında tamamlanmış; 1975’de birinci, 1978’de ise ikinci baskıları gerçekleştirilmiştir. Söz konusu eser, Sosyoloji ve Sosyal Psikoloji olmak üzere iki kitaptan oluşmaktadır. B. Tolan’ın kitabın ikinci yazımının birinci baskısının (1983) Giriş bölümünde de belirttiği gibi, eserde sadece toplumbilimin değil, sosyal psikolojinin de ana konuları ele alındığından; özellikle de sosyal psikolojinin bazı temel kavramları işlenirken başta psikolojinin ve kültürel antropolojinin olmak üzere, psikiyatrinin de verilerinden yararlanıldığından, Toplum Bilimlerine Giriş başlığı uygun görülmüştür.

Barlas Tolan’ın Toplumbilimlerine Giriş kitabı toplumbilim ve sosyal psikoloji ile ilgili genel bilgileri kapsayan iki kitaptan oluşur. 1996 yılında dördüncü baskısını yapan kitap, sosyal bilimler terminolojisinin Türk diline yerleşmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Birinci kitap, toplumbilimsel düşüncenin tarihsel aşamalarını, toplumbilimin yakın bilimler ile ilişkilerini, temel kavram ve bilgilerini, kendi içinde farklılaşmasını, bu bilim dalının ana sorunlarını ele alan bir başvuru eseri niteliğindedir. Birinci kitabın ilk bölümünde toplumbilimin doğuşu ve gelişimi ele alınmıştır. Toplumbilimin felsefeden ayrışma sürecine değinildikten sonra toplumbilimin öncüleri, modern toplumbilimin kurucuları, bunların geliştirdikleri toplumbilimsel yöntemler ve kuramlar ile bu kuramların eleştirilerine yer verilmektedir. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikan egemenliğine giren toplumbilimin bu ülkedeki gelişim süreci, Tolan’ın kitabında değindiği konulardan biridir. Amerikan toplumbilim ekolünün özellikleri eleştirel bir yaklaşımla bir kez daha ele alınmış, Amerikan toplumbiliminin belli başlı temsilcileri, özellikle Parsons, Merton ve Mills’in toplumbilimi, kuramı tamamen kenara itmemiş olmaları sebebiyle vurgulanmışlardır.

Toplumbilimin temel kuramlarının ve yöntemlerinin anlatıldığı bu ilk kitabın bir yandan okuyucu için sosyoloji disiplinine giriş niteliğinde olması hedeflenirken, diğer yandan, yazarının da ifade ettiği gibi “(…) sistematik sosyoloji yapmaktan çok, çağdaş toplumun daha iyi anlaşılmasına olanak sağlayacak bilgi ve kavramları vermek ve diğer sosyal bilimler, bu arada özellikle sosyal psikoloji için temel bir çerçeve çizerek, okuyucuya bütüncü bir görüş sunmak” birincil amaç olarak belirmiştir. Sosyolojiye Giriş olarak adlandırılmış kitap dört bölümden oluşmaktadır : Eflâtun’dan Montesquieu’ye kadar uzanan dönemde toplumsal felsefenin tarihsel gelişiminin başlıca noktalarının hatırlatılmasıyla başlayan birinci bölüm, Saint-Simon, Proudhon, Comte, Hegel, Marx, Durkheim, Pareto ve Weber ile sosyolojinin toplumsal felsefeden farklılaşma sürecini inceledikten sonra, Sosyolojide Çağdaş Gelişmeler başlığı altında öncelikle Amerikan toplumbilimi (Spencer ve Tarde gibi Amerikan toplumbilimini etkileyen Avrupalı toplumbilimciler, Amerikan toplumbiliminde ilk “psikolojist” ve “sosyal psikolojist” yaklaşımlar, Parsons, Merton ve C. W. Mills gibi Amerikan toplumbiliminin gelişme dönemindeki belli başlı temsilcileri) olmak üzere, dönemin Fransız toplumbiliminin (Gurvitch ve Gurvitch’in kişiliğinde), yanı sıra Ziya Gökalp ve Mübeccel Belik Kıray ile de Türkiye’de toplumbilimini ele almaktadır.
Birinci kitabın ikinci bölümü, toplumbilimin toplumsal gerçekliğin bütünlüğünü çözümlemede ve açıklamada kendi başına yeterli olamayacağı, toplumbilimin de diğer sosyal bilimlerin kuram, kavram, yöntem, veri ve bulgularından yararlanmak zorunda olduğu gerçeğinden yola çıkarak, toplumbilimin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkileri ile çeşitli konu ve alanlara göre farklılaşmış biçimlerini, diğer bir deyişle özel toplumbilimleri ele alınmıştır. Toplumbilimin tarih, ekonomi, etnoloji, psikoloji ve sosyal psikoloji ile ilişkilerinin yanı sıra bilgi, ekonomik, sanayi, kent, köy, din, ahlâk, hukuk, siyasal, eğitim ve edebiyat sosyolojilerinin incelendiği ikinci bölüm, bir yandan sosyolojiyi bilimsel çevresine göre konumlandırırken, diğer yandan kendi içinde farklılaştığı alanlara dikkati çekmektedir.

Toplumbilimin tanımı, konusu ve sınırları, toplumbilimsel terminolojinin en sık olarak kullandığı bazı deyim ve kavramlar, yine toplumbilimsel araştırmanın temel araçları, yöntem ve teknikleri birinci kitabın üçüncü bölümünün konularını oluşturmaktadır. Sosyolojide Temel Kavram ve Bilgiler başlıklı üçüncü bölümde yazar, sosyolojinin tanımı ve sınırları; sosyolojik yaklaşımın ve araştırmanın temel araçları kısımlarının ardından aile, kültür, sosyalleşme, toplumsal kontrol mekanizmaları, tabakalaşma ve toplumsal hareketlilik, toplumsal değişme ve yabancılaşma (bu kavram ikinci yazımda eklenmiştir) gibi toplumbilimin ana konularına yer vermektedir. Toplumbilimin yöntem alanının çeşitliliğinin ve genişliğinin yanı sıra, bu yöntem alanının anlamsal farklılaşması ile ilgili sınıflandırma önerisini de içeren son bölüm, yazarın mitos ve ideoloji kavramları ile sosyal bilimlerin ne ölçüde ‘bilimsel’, ne ölçüde “ideolojik bir nitelik taşıdıkları, dolayısıyla ne ölçüde ‘mitos’ yaratıcısı oldukları” sorusuna ek olarak, toplumbilimci ve “toplumsal” arasındaki özne-nesne ilişkisinin niteliğinin nesnellik düzeyinin saptanmasını fevkalâde karmaşık ve güç kıldığı saptamasından da yola çıkarak, toplumbilimi, niteliği, içeriği ve yöntemi açısından epistemolojik mercekte incelemektedir.

Tolan’a göre, Sanayi Devrimi’yle birlikte ortaya çıkan hızlı teknolojik değişme, toplumsal kurumlarda, örgütlenme biçimlerinde, kültürel yapıda ve bunlara bağlı olarak, diğer sistemlerde de temel dönüşümlere yol açmıştır. Bu dönüşümlere koşut olarak, insanın doğa, diğer insanlar ve toplumla olan ilişkilerinde gözlemlenen bunalım, hatta mutsuzluk hali giderek önem kazanmakta, maddi refahın tek başına yeterli olamayacağı düşüncesi yaygınlaşmaktadır. Bu çağdaş bunalımın; siyasal rejimler, gelişmişlik düzeyleri ve aralarındaki kültürel farklılıklar ne olursa olsun, değişik görünümler altında, her toplumda varlığını duyurmakta olduğundan yola çıkan Tolan, Toplum Bilimlerine Giriş kitabının 1983 baskısına, yabancılaşma ile ilgili bir bölüm ekleme gereğini duymuştur. Yabancılaşma kavramını tarihsel olarak inceledikten sonra, yabancılaşmanın çağdaş yorumcuları, yabancılaşma sürecinin evreleri ve yabancılaşmanın boyutları üzerinde duran Tolan, çağdaş toplumbilimin temel sorunlarına kısaca değinerek birinci kitabı sonlandırmıştır. Toplumbilimlerine Giriş kitabı, sunduğu bütüncü bakış açısı ile okuyucuların, özellikle toplumbilim öğrencilerinin çağdaş toplumları daha iyi anlamalarına olanak sağlamıştır. Bu sebeple, halen pek çok sosyoloji bölümünde okutulmaya devam edilmektedir.

Daha önce de altını çizmeye çalıştığımız gibi Sosyolojiye Giriş, Birey, Grup ve Kitle Açısından Psikolojinin Toplumsal ve Kültürel Boyutları başlıklı ikinci kitaba zemin niteliği de taşımaktadır. Bu ikinci kitabı, Barlas Tolan’ın 1974 yılında AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu tarafından yayınlanan ders notlarıyla G. İsen ve V. Batmaz ile birlikte 1985’de yayınlayacağı Ben ve Toplum, Sosyal Psikolojiye Giriş (Teori Yayınları, Ankara) kitapları arasında bir köprü olarak da düşünebiliriz.

Başlığının da haber verdiği üzere, Toplumsal ve Kültürel Bir Varlık Olarak Birey, Kişilik ve Kişiler Arasında Etkileşim, Toplumsal Gruplar ve Toplum Psikolojisi Sorunları, bu kitabın temel eksenlerini oluşturmaktadır. Kişiyi toplumsal ve kültürel bir varlık olarak anlamaya/açıklamaya çalışmak, çevre ve kalıtım etkenleri, toplumsallaşma/kültürel uyuşma süreçleri ve psikolojik işlevlerin toplumsal ve kültürel görünümleri üzerinde düşünmeyi gerektirmektedir. Kitabın bu birinci bölümü; genlerin bireyin fiziksel ve psikolojik varlığı üzerindeki etkileri, çevre-kalıtım tartışmasında bir araç olarak zekâ, toplumsal ve kültürel bir değer olarak zekâ, bireyin toplumsallaşması (mekânın toplumsal ve kültürel niteliği, toplumsallaşmanın niteliği ve psikolojik görüntüleri, temel kişilik yapısı kuramı, sapma ve sapmış davranışlar vd.), öğrenme sürecinin genel nitelikleri (öğrenme içeriği ve biçimleri, öğrenmenin bireysel varlık üzerindeki etkileri, öğrenme ve davranışçı yaklaşım, öğrenmeyi etkileyen etkenler, öğrenmede bilişsel hiyerarşi vd.), sosyal öğrenme ve kültürel farklılaşmalar (süt çocuğunda öğrenme, çocuğun toplumsal statüsü, kültürün bütünsel etkisi vd.), duygusal-coşkusal fonksiyonlar (coşkusal ifadelerin ve durumların kültürel çeşitliliği, duygusallığın psiko-sosyal yorumu ve kurumsallaşması, bir duygusal çözümleme örneği : yas), algısal fonksiyonlar (deneysel, kültürel, kurumsal ve kişisel boyutlarıyla), bellek (belleği etkileyen psiko-sosyal etkenler, belleğin toplumsal çerçeveleri, ortak bellek) ve düşünsel fonksiyonlar ve kültür üzerinden bunu gerçekleştirmektedir.

Kişilik ve kişiler arasında etkileşim alt bölümleriyle ele alınan ikinci bölüm, kişi ve kişilik kavramlarında kültürel farklılaşmaları gösterirken; bir yandan kişilik tipleri, kişiliği oluşturan faktörler, kişilik ve alışkanlıklar, kişilik ve tutumlar; diğer yandan da benlik, benlik bilincinin toplumsal görünümleri, bireysel gereksinmelerin doyuma ulaşmasını engelleyen psikolojik mekanizmalar (engelleme, çatışma vs.), engellenmiş gereksinme ve eğilimlerin kısmî doyumunu sağlayan psikolojik savunma mekanizmaları gibi psikoloji ve sosyolojinin eklemlendiği noktaları aydınlatmaktadır.
Kişiler arasında etkileşim, özellikle kişilerarası iletişimde dilin kurumsal ve işlevsel yanlarına dikkat çekmesinin yanı sıra, kişilerarası ilişkilerin toplumsal (rol, statü, kişilerarası ilişkilerde kültürel farklılaşmalar, kişilerarası yakınlaşmanın koşulları…) ve psikolojik boyutlarını (kişilerarası ilişkilerin genel psikolojik modeli, kişilerarası ilişkilerde tepki biçimleri modeli…) ayrıntılandırması bakımından da önemlidir.

Sosyal psikolojiyi en geniş anlamıyla insanın grup içindeki tutum ve davranışlarını anlamaya çalışan bilim dalı şeklinde tanımlarsak; grup, grupların oluşumu, grup içi ve gruplararası etkileşimin, sosyal psikolojinin en temel araştırma ve kuramlaştırma alanı olduğunu söyleyebiliriz. Eserin bu üçüncü bölümünde, toplumsal gruplar, grupların genel nitelikleri (grubun oluşumu, grup üyeliği, grupla özdeşleşme, grup baskısı, grupta önderlik, gruplararası etkileşim) ve grup içi davranışlar (grupların yapısına sosyometrik yaklaşım, iletişim ağları, grupsal düzeyde farklılaşma ve tabakalaşma, küçük grupların işleyişi, otorite ve nüfuz olgusu) alt temalarıyla ele alınmıştır.

Kalabalık içerisindeki davranışlar, kitle olayları, kamuoyu ve kitle iletişimi, propaganda, toplum psikolojisi olgusunun kavranmasına yönelik temalardır. G. Tarde ve G. Le Bon’un kalabalıklar psikolojisi, toplu şiddet ve coşkunluk olaylarının yanı sıra; felâket davranışları, kalabalık içinde tutum ve davranışlarının; söylenti ve moda ise kitle olaylarının anlaşılması için seçilmiş örneklerdir. Kamuoyu kavramının belirsizliği, kamuoyunun oluşumunun ana ve ara süreçlerini izleyen propagandanın yer aldığı sayfalarda ise, yazar, propagandanın tanımı, içsel ve dışsal nitelikleri, propaganda çeşitleriyle beraber haber ve propaganda arasındaki sınırın belirsizliği üzerinde durmaktadır.

Yukarıda anılan temaların da işaret ettiği gibi, Birey, Grup ve Kitle Açısından Psikolojinin Toplumsal ve Kültürel Boyutları (herhangi bir giriş kitabından bekleneceği üzere) bir derleme çalışması niteliğindedir. Kitabın kaynakçası İngilizce ve Türkçe eserlere ek olarak sunulan Fransızca kaynaklarla döneminin mevcut düşünce iklimini çeşitlendirme olanağı yaratması bakımından bizce önemlidir. Bu kitap, hiç kuşkusuz B. Tolan’ın uzun yıllar verdiği sosyal psikoloji derslerindeki birikimini kendisini duyma şansı olmayan kişilerle paylaşma isteğinin somut bir ifadesi olduğu kadar, Türkiye’deki sosyal bilimlerin gelişimine katkıda bulunma çabasının da göstergesidir. Özellikle, kitabın ilk yazıldığı tarihteki sosyal psikoloji alanındaki mevcut Türkçe giriş niteliğindeki kitapların azlığı da dikkate alındığında , bu çalışmanın ülkemizdeki sosyal bilimler terminolojisine katkısı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Yazarının, gerek belli başlı araştırma, düşünme ve yazma alanlarını gerek sosyal psikolojiyle ilgisinin arkasındaki olası nedenleri düşündüğümüzde, bu çalışmanın B. Tolan’ın hem bir bilim adamı hem bir insan olarak sorgulamalarının geçtiği ana eksenleri görebilmek açısından anlamlı olduğuna inanıyoruz. Birey üzerine düşünme, Tolan’ı bireyi saran toplumsallaşma halkaları üzerine de çalışmalar yapmaya itmiştir. Kısa süreli de olsa, Tolan, aile yapı ve ilişkilerine eğilerek, özgürleşme sürecinde cinsel roller, aile işlevinin farklılaşması, kentleşme ve aile içi ilişkiler konularında yayınlar yapmıştır.

Son Yazılar

4. Barlas Tolan Konferansları

Değerli meslektaşlarımız, dostlarımız, öğrencilerimiz

Galatasaray Üniversitesi’nin fikir babalarından, kuruluşunda ve gelişmesinde büyük emek sahibi olan, Sosyoloji Bölümü Kurucu Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barlas Tolan’ ı kaybedişimizin dördüncü yılını 8 Aralık 2018 günü doldurduk.  2015 yılında değerli hocamızın anısına başlattığımız Barlas Tolan Konferansları dizisinin bu sene dördüncüsünü  düzenliyoruz.  Galatasaray Lisesi’nin  150. yıl etkinlikleri ve Galatasaray  Üniversitesinin kuruluşunun 25. yılı olması  nedeniyle,  konferansımızın  konusunu  ‘Mekteb-i Sultani’den Üniversiteye Bir Eğitim Kurumu Olarak Galatasaray’ olarak belirledik.  20 Aralık 2018, Perşembe günü Galatasaray Üniversitesi Aydın Doğan Oditoryumunda gerçekleşecek olan konferansımıza hepinizi bekliyoruz.

Davetiye ektedir.

  1. 3. Barlas Tolan Konferansları Bir Cevap Yazın
  2. 2. Barlas Tolan Konferansları Bir Cevap Yazın
  3. 1. Barlas Tolan Konferansları Bir Cevap Yazın
  4. Barlas TOLAN’ı kaybettik… Bir Cevap Yazın